Joseph Campbell'a göre insanın en büyük günahı dalgınlıktır; uyanık olmamak, tam anlamıyla farkında olmamak. Varoluşsal bir körlük. Hayatın içinden geçip gitmek, ama hiç gerçekten orada olmamak. İşte tam bu yüzden…
Herkesin "takipçi" ya da "bağlantıda" olduğu bir çağda, hakiki bir yol arkadaşını sahtesinden nasıl ayıracağız? Bu sorunun cevabı, iki bin yıl öncesinden, Stoacı filozof Seneca’nın Lucilius’a yazdığı mektupların satır aralarından…
İnsan, hayatının bir noktasında geri dönüp baktığında fark eder ki, aslında yaşamaktan çok bekleyerek geçirmiştir zamanını; üstelik bu bekleyiş o kadar uzun sürmüştür ki, neyi beklediğini bile artık tam olarak…
Bazı insanlar hayatı kenarından değil, tam ortasından kavrarlar. Ne söylerlerse söylesinler, dolandırmadan, süslemeden, doğrudan kalbe dokunur. Patti Smith böyle biri. Ona şair diyebilirsiniz, müzisyen diyebilirsiniz, hatta punk’ın anası diyenler de…
Bazen hayatın ortasında kayboluruz. Fark etmeden, yavaş yavaş. Her şey rutine dönüşmüştür. Kahve, ekran, toplantı, ekran, yemek, ekran, uyku. Tekrar. Bir şeyler eksik gibi hissederiz ama ne olduğunu tam olarak…