Kapatmak için ESC tuşuna basın

Patti Smith: Düşe Kalka Kendin Olmak

Bazı insanlar hayatı kenarından değil, tam ortasından kavrarlar. Ne söylerlerse söylesinler, dolandırmadan, süslemeden, doğrudan kalbe dokunur.

Patti Smith böyle biri. Ona şair diyebilirsiniz, müzisyen diyebilirsiniz, hatta punk’ın anası diyenler de olur; ama bu sıfatların hiçbiri onu bütünüyle anlatmaya yetmez. O, hayatı başkalarının çizdiği sınırlar içinde değil, kendi iç sesinin rehberliğinde yaşayan biri. Belki de bu yüzden, sesi bu kadar güven verir.

2010’da Pratt Enstitüsü’nün mezuniyet törenine konuşmacı olarak davet edildi. Kürsüye çıktı ve beklediğiniz türden bir şey söylemedi.

Diş bakımıyla başladı:

“Burada olduğuma göre, size diş bakımı hakkında konuşmak istiyorum. Benim neslim diş sağlığı konusunda epey zorluk çekti. Dişçilerimiz, II. Dünya Savaşı’ndan dönen ve muayenehaneyi bir savaş alanı gibi gören asker dişçilerdi. Sizin diş sağlığı konusunda daha şanslı olduğunuzu düşünüyorum. Ve bunu söylüyorum çünkü geceleri odanın içinde volta atmak isteyeceksiniz. İçinizdeki ilham yanarken, işinizi yapmak isterken, o tuvali bitirmek isterken, insanlara yardım etmek isterken… Ama diş ağrısından dolayı volta atmak istemezsiniz.”

Güldüler tabii. Ama Smith’i daha önce duymamış olan biri bile o anda bir şeyin geleceğini hisseder. Ve geliyor. New York’taki ilk yıllarından bahsediyor. Robert Mapplethorpe ile marul çorbasıyla karın doyurdukları, cepleri boş ama elleri dolu o günlerden. Ve bir anda Pinokyo’ya geçiyor:

“Pinokyo dünyaya çıktı. İyi niyetlerle dolu bir yola girdi. Hayalleri vardı, yapmak istediği şeyler vardı. Ama sağa sola çekildi. Dikkati dağıldı. Tökezledi. Hatalar yaptı. Ama devam etti. Ve sonunda Pinokyo kendisi oldu, çünkü içindeki o küçük alev, ne yaşarsa yaşasın, asla sönmedi. Hepimiz Pinokyo’yuz.

 

Ve biliyor musunuz, hayatın onlarca yılından sonra ne fark ettim? Biz tekrar tekrar Pinokyo oluruz. Bir hedefe ulaşırız, kendimizin bir versiyonu oluruz, sonra daha ileri gitmek isteriz. Yeni hatalar yaparız, yeni zorluklar yaşarız ama yine de devam ederiz. Çünkü biz insanız. Canlıyız. Kanımız var.”

Hayatta amaç bulma meselesine gelince, Smith, William S. Burroughs’un ona verdiği ve sık sık savunduğu bir tavsiyeyi aktarır:

“Bir gün ona şunu sordum: ‘Neyi hedeflemeliyim?’ Biraz düşündü ve dedi ki: ‘Sevgili kızım, altın bir American Express kartı fena olmaz.’ Ama sonra ciddileşti ve dedi ki: ‘İsmini inşa et.’ Ben de ‘William, benim adım zaten Smith,’ dedim. O da ‘O zaman biraz daha fazla çalışman gerekecek,’ dedi.

 

Ama onun demek istediği şuydu: İyi bir isim inşa et. Çünkü mesele ünlü olmak değil. Şöhretten bahsetmiyordu. İsminin seni yansıtmasına izin ver — kim olduğunu, yaptığın iyi şeyleri, onur anlayışını büyütsün. İsmini inşa et ve hayat boyunca ismin sana hizmet etsin.”

”Kime güvenebiliriz?” Meselesine geliyor sonra.

“Kendinize güvenebilirsiniz. İnanın bana, en iyi müttefikiniz kendinizsiniz. Kim olduğunuzu biliyorsunuz. Bazen bu biraz bulanıklaşsa, hatalar yapsanız ya da yolunuzdan sapıyor gibi hissetseniz bile, derine inin. Kim olduğunuzu biliyorsunuz. Doğru olanı biliyorsunuz. Ve hata yaptığınızda sorun değil. Şarkıda söylendiği gibi, kendinizi kaldırın, silkelenin ve yeniden başlayın.”

Konuşmanın sonunda babasının sözlerine geliyor. Evden ayrılırken ne tavsiye edebileceğini sormuş. Tüm büyük kitapları, büyük filozofları okumuş, zeki bir adam olan babasına. Ve babası tek bir şey söylemiş:

”Bana sadece şunu söyledi: Mutlu ol. Söylediği tek şey buydu. Bu kadar basit.”

 

”Size söylüyorum, bu basit şeyler -dişlerinize iyi bakmak, mutlu olmak- en büyük müttefikleriniz olacak. Çünkü mutlu olduğunuzda, içinizdeki o küçük alevi yakarsınız. Size kim olduğunuzu hatırlatan o alev. Ve bu alev, heyecanınızı canlandırır, yaptığınız işe enerji verir.”

 

”Mutlu olun, dişlerinize iyi bakın, ve vicdanınızı her zaman rehberiniz yapın.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir